2025’te 90 Altı Engelli Aracını Kimler Kullanabilir?
Bir Kayseri Sabahı: Her Şeyin Başlangıcı
Bazen bir sabah, yalnızca bir düşünceyle uyanırsınız. Kayseri’nin o soğuk ve sert sabahlarından biriydi. İçeriye sızan güneşin ışığı pencereyi hafifçe aydınlatıyor, hafif rüzgar ise perdeleri dans ettiriyordu. Hayatımın birkaç yılını bu şekilde geçirdim; sabahları, sessizce, yavaşça, düşünceler içinde kaybolarak uyanırım. Ve bu sabah, hiç beklemediğim bir şeyle karşılaştım.
Geçen hafta kaybettiğim bir akraba, hayatı boyunca engelli araç kullanmıştı. O da benim gibi hayata karşı çok güçlüydü, ama bir yandan da hep bir eksiklik vardı. O araç, onun için sadece bir ulaşım aracı değil, özgürlük, kimlik, bağımsızlık demekti. Bugün, bu eksiklik tekrar aklıma geldi. Sonra birden bir soru belirdi kafamda: 2025’te, 90 altı engelli aracını kimler kullanabilir?
Bu soru bana öyle derin bir his verdi ki, sabah kahvemi içip odama geri çekildim. Kayseri’nin, her zaman sert ama bir o kadar da sakin sabahlarını, biraz da endişeyle izlemeye başladım.
Yeni Bir Dönem, Yeni Bir Gelecek
İçimi bir korku kapladı. 2025 yılı, sadece takvimde bir değişiklik değil, bambaşka bir dönemin başlangıcı olacaktı. Engelli araçları kullanımı, yıllar içinde çok değişmişti. Benim gibi gençler, bir şekilde o araçları hayata dair değil, bir araç olarak görmeye başlamıştık. Ama ya o yılların sonunda, gerçekten ne olacaktı?
Birkaç hafta önce, resmi gazetede okuduğum bir haber beni derinden sarstı. 2025’te, 90 altı engelli araçları sadece fiziksel engeli olan kişilere mi sunulacak, yoksa engelli aracı kullanma hakkı, daha çok kişinin erişebileceği bir hak haline mi dönüşecekti?
O gün günlüğüme şunları yazdım:
“Bir şeyin ne kadar önemli olduğunu, kaybetmeden anlamıyorsun. Bugün öğrendim. 2025’te, 90 altı engelli aracını kimler kullanabilir? Bir bakış açısını değiştiren, ruhunuza işleyen bir soru bu. Özgürlüğü, bir araca hapsolmuş bir hayatı… Bazen hayat, iki arada bir derede kalmanızı istiyor.”
Kafam karışıktı. Bir tarafta kaybolan özgürlük, diğer tarafta umut, bir diğer tarafta ise korku. Bir aracı kullanmaya hakkı olanlar kimlerdi? Bu soru kafamda dönüp duruyordu.
Hayal Kırıklığı: Bir Bağımsızlık Miti
Zihnimdeki bu karmaşa devam ederken, birkaç gün sonra annemle pazara gitmek için yola çıktık. Kayseri’nin o meşhur pazarı… Her zaman kalabalık, biraz gürültülü ama bir o kadar da canlı. Pazara yaklaştıkça, birden duraklardaki engelli araçlarını görmek, bana içimde garip bir his uyandırdı.
Bir aracın önündeki etiketin yazısı gözüme çarptı. 90 altı engelli aracı. 2025 sonrası erişim yalnızca engelli bireylere verilecek. Okuduğumda bir gariplik hissettim. O araçları kullanan insanların yaşamlarını anlamaya çalışıyordum. O araçlar, sadece birer taşıma aracı değil, birer özgürlük sembolüydü. Benim annem, engelli bir birey değil, ama ya bir gün öyle olursa? Ya bir gün bu araçları gerçekten sadece fiziksel engelli insanlar kullanacaksa?
Bu noktada bir hayal kırıklığına kapıldım. İçimde bir yerde, yıllardır özlemini duyduğum bağımsızlık hissi, o araçlarla birleşiyordu. Ama şimdi, bir engelli aracını kullanmanın sınırları daralıyordu. Evet, yıllar önce kaybettiğim bir akraba gibi ben de engelli araçlarına dokunmak, o bağımsızlık hissini yaşamak istiyordum ama ne yazık ki bir yere kadar…
Heyecan ve Umut: Bir Değişim İçin
Bir hafta sonra, bir arkadaşımın arabasında Kayseri sokaklarında gezmeye çıktık. Geçenlerde 90 altı engelli araçlarının artık “özel izin” gerektireceği hakkında duyduğum yeni düzenlemeyi ona söyledim. Arkadaşım gülümsedi ve dedi ki, “Bence değişim çok yakın. İnsanlar daha fazla engelli aracına sahip olacak ve daha fazla insana özgürlük verecek.” Bu cümle bana bir şeyleri hatırlattı. Her şey değişebilirdi.
Belki de engelli araçlarını kullanma koşulları, gerçekten daha geniş bir çerçevede değerlendirilecekti. Bu, benim hislerimi biraz rahatlatmıştı. O anda fark ettim ki, umudum kaybolmuş değildi. Eğer doğru bir değişim yaşanırsa, belki de bu araçlar, engeli olmayan, ama hayatı kısıtlı bireyler için de birer özgürlük sembolü olabilir.
Yola çıkarken, araçların hızlıca geçişini izlerken bir anda kendi ruhumda yeni bir ışık yandığını hissettim. 2025’te neler olacağı, belki de bizlerin değişime nasıl ayak uyduracağıyla ilgiliydi. İnsanlar sadece fiziksel engelliler değildi, herkesin bir sınırı vardı ve engellerin ötesinde özgürlük vardı.
Son Söz: Hayat, Her Yerde ve Her Şeyde
Bir sabah daha, kaybolmuş bir akrabanın hatırası ve özgürlük arayışı, yaşamın en güzel anlarına dönüşür. Belki de 2025’te 90 altı engelli araçlarını kimlerin kullanabileceği sorusunu yanıtlayacak en önemli şey, herkesin bir engelinin olduğunun anlaşılması olacaktır. Ve belki de, 2025’te hepimiz için daha özgür bir hayatın başlangıcı olur.
Kayseri’nin o sakin sabahlarında, arabaların geçişini izlerken, bir şeyin farkına vardım: özgürlük, ne kadar yakın olduğuna bakmaksızın, her zaman bizimle birlikteydi. Herkes için.
Sonraki yıllar, ne olursa olsun umut ve değişim için olacaktır.